|
SAYIN PAŞAM
Biz Türkiyede okumakta olan Afganistanlı gençler, memleketimize daha faydalı olmak için sizin sağladığınız imkanlardan istifade ederek eğitimimizi tamamlamaya çalışıyoruz. Yurt özlemimizi Türkiyedeki kardeşlerimizin bize gösterdiği sıcaklıkla az da olsa hafifletmiş olsak da, yüreğimiz yurdumuza bir an önce dönmek ve halkımıza hizmet etmek sevdası ile yanıp kavrulmaktadır. Malum-ı aliniz olduğu üzere Bülbülü altın kafese koymuşlar, ille de vatanım demiş. Bizler vatan özlemi içinde uzaktan güzel Afganistanımız ile ilgili haberleri de can kulağı ile dinleyip, izlemekteyiz. Duyduğumuz haberler olumlu ise gönlümüz şenlenmekte, gözlerimizin içi gülmekte, geleceğe olan umudumuz daha da artmakta; duyduğumuz haberler olumsuz ise gönlümüz hüzünlenmektedir. Ama asla gelecekten umudumuzu kesmiyoruz, gözlerimizi hedeften, ülkümüzden bir an bile kaydırmıyoruz. Birlik ve beraberliğe ihtiyacımızın olduğu şu günlerde bizi üzen bir haber işittik. Adının manası en büyük olan ama kendisi ismiyle müsemma olmayan bir kişi fitne çıkarmak için birilerinin talimatıyla bir girişimde bulunmaya kalkışmış. Gerçi oradaki aklıselim insanlarımız ona ve yardakçılarına gerekli cevabı vermişler. Bu vesile ile biz Türkiyede okumaya gelmiş olan Afganistanlı gençler olarak sizin şahsınızda bütün Afganistana ve dünyaya gönlümüzden gelerek, yüreğimizi ve gerekirse başımızı ortaya koyarak mertçesine ilan ediyoruz: İçimizde fitnebaz, hain, sözü bizden ama özü bizden olmayanları barındırmayacağız. Bizim inancımız, ülkümüz karşısında bu zavallılar içimizde kendilerine asla bir yer bulamayacaklardır. Zira biz halkımızı baş tacı etmek için yola çıkmış kişileriz. Halka hizmetin hakka hizmet olduğunu siz büyüklerimizden öğrendik. Bizim halkımız feraset sahibidir, kimin kendisine hizmet yolunda olduğunu elbette bilir. Zor günlerinde kimin kellesini ortaya koyarak mücadele ve mücahede ettiğini, kimin öz dilini resmi hale getirdiğini, Afganistanın kaynaklarının ve imkanlarının ve haklarının kuzeyi ile güneyi ile eşit ve hakça dağıtılması için kimin canhıraş gayret sarf ettiğini elbette bilir. Kimin yiğit, kimin it olduğunu elbette bilir. Biz Hakka inandığımız gibi halkımıza da inanıyoruz. Ağaç kökleri üzerinde dururmuş. Köksüz olan elbette en ufak bir darbede yıkılır gider. Halkımızın birliği ve dirliği için beynimizi seferber edeceğiz. En büyük düşmanın fitne ve cehalet olduğunu biliyoruz. Türkiyenin milli şairi Mehmet Akif: Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez diyerek en büyük düşmanın tefrika olduğunu belirtir. Bizi, birliğimizi bozmadan alt edemeyeceğini bilen düşmanlarımız başka ekberleri de ortaya sürecektir. Milletimizin uyanık olduğunu, birlik ve beraberliğinden asla taviz vermeyeceğini evlatları olarak haykırıyoruz. Sayın Paşam sayenizde geldiğimiz Türkiyede kendimize güzel örnekler gördük. Yaklaşık yüzyıl önce o dönemin süper gücü İngiliz ordularına karşı devletini müdafaa için İstanbuldaki Tıbbiyeli öğrencilerin bir an bile tereddüt etmeden gönüllü olarak cepheye koştuklarını, hepsinin şehitlik mertebesine ulaştıkları için o dönem okulun hiç mezun vermediğini öğrendik. Bugün Türkiyedeki kardeşlerimizin iftiharla anlattıkları bu güzel insanların eriştiği şehitlik mertebesine erişmek için gerekirse kalemimizi bırakıp silahımıza sarılabileceğimizi cümle alem bilsin istiyoruz. Kökümüzün üzerindeyiz, atalarımızın izindeyiz, onlara yakışır evlatlar olma azmindeyiz. Yiğit Serdarımızın peşindeyiz. Mazimizi ve bizi tam tanıyamamışlara yine bir Türk şairin sözü ile bir kez daha hatırlatıyoruz: Ecdadımızın heybeti maruf-ı cihandır Fıtrat değişir sanma, bu kan yine o kandır (AFGANISTAN TÜRK GENÇLERİ BİRLİĞİ YÖNETİM KURULU)
|